<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hamile Blog &#187; Hamilelik sonrası</title>
	<atom:link href="http://www.hamileblog.com/kategori/hamilelik-sonrasi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.hamileblog.com</link>
	<description>Kadın Blog Network</description>
	<lastBuildDate>Fri, 03 Feb 2012 12:38:44 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Mükemmel anne olmaya çalışmak…</title>
		<link>http://www.hamileblog.com/mukemmel-anne-olmaya-calismak%e2%80%a6/</link>
		<comments>http://www.hamileblog.com/mukemmel-anne-olmaya-calismak%e2%80%a6/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Jan 2012 19:12:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emine Ercelik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[Doğum Sonrası Sendromu]]></category>
		<category><![CDATA[Psikolog Serap Duygulu]]></category>
		<category><![CDATA[Süper Anne Sendromu]]></category>
		<category><![CDATA[Süper Anneler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hamileblog.com/?p=1423</guid>
		<description><![CDATA[<div class="addthis_toolbox addthis_default_style " addthis:url='http://www.hamileblog.com/mukemmel-anne-olmaya-calismak%e2%80%a6/' addthis:title='Mükemmel anne olmaya çalışmak… '  ><a class="addthis_button_facebook_like" fb:like:layout="button_count"></a><a class="addthis_button_tweet"></a><a class="addthis_counter addthis_pill_style"></a></div>Günümüzde kadınlar rahat bir yaşam sürüyor gibi görünselerde aslında modern çağ biz kadınlara pekçok sorumluluk yüklüyor. Psikolog Serap Duygulu: “Hep bir yerlere yetişme telaşında koşuşturuyoruz, hep en iyisi olsun diye çabalıyoruz. Görünüşte hayatlarımız kolaylaşıyor ama bir o kadar da telaş ve endişe yaşıyoruz. Artık kadınların da iş hayatının içinde olduğu bir dünyada artan sorumluluklarımızla başa [...]<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_" addthis:url='http://www.hamileblog.com/mukemmel-anne-olmaya-calismak%e2%80%a6/' addthis:title='Mükemmel anne olmaya çalışmak… ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="addthis_toolbox addthis_default_style " addthis:url='http://www.hamileblog.com/mukemmel-anne-olmaya-calismak%e2%80%a6/' addthis:title='Mükemmel anne olmaya çalışmak… '  ><a class="addthis_button_facebook_like" fb:like:layout="button_count"></a><a class="addthis_button_tweet"></a><a class="addthis_counter addthis_pill_style"></a></div><div id="attachment_1424" class="wp-caption aligncenter" style="width: 313px"><img class="size-full wp-image-1424" title="Süper Anne Sendromu" src="http://www.hamileblog.com/wp-content/uploads/2012/01/JanBlack_SuperMom.jpg" alt="" width="303" height="380" /><p class="wp-caption-text">Süper Anne Sendromu</p></div>
<p>Günümüzde kadınlar rahat bir yaşam sürüyor gibi görünselerde aslında modern çağ biz kadınlara pekçok sorumluluk yüklüyor. Psikolog Serap Duygulu: “Hep bir yerlere yetişme telaşında koşuşturuyoruz, hep en iyisi olsun diye çabalıyoruz. Görünüşte hayatlarımız kolaylaşıyor ama bir o kadar da telaş ve endişe yaşıyoruz. Artık kadınların da iş hayatının içinde olduğu bir dünyada artan sorumluluklarımızla başa çıkmaya çalışıyoruz. Bu sorumluluklar arasında aslında sağlığımızın ve ruhsal dengemizin de bozulduğunu ya fark etmiyoruz ya da geç fark ediyoruz.” diyor. Mükemmel anne olmaya çalışmak aslında “Süper Anne Sendromu” olarak adlandırılıyor. Kadınlar bu rahatsızlıkta;</p>
<p>-Vücudun bazı bölgelerinde ağrılar,<br />
-Uykusuzluk,<br />
-Çarpıntı,<br />
-Yorgunluk,<br />
-Baş ağrıları</p>
<p>gibi sorunlardan yakınıyorlar. Hayatlarında sürekli bir telaş var ve her işe yetişmek zorunda hissediyorlar kendilerini. Zaten problem de bundan kaynaklanıyor. Çalışın ya da çalışmayın “Süper Anne Sendromu”, kent yaşamının nimetleriyle birlikte karşınıza çıkan bir külfet aslında.</p>
<p><strong>Siz zaten;</strong><br />
-Evin düzenini sağlıyorsunuz.<br />
-Çocuklarınızı yetiştiriyorsunuz.<br />
-Okul sorunlarıyla uğraşıyorsunuz.<br />
- Alışveriş yapıyorsunuz.</p>
<p>Bu gibi pek çok işten sorumluyken bir de çalışarak her işe yetişmek zorunda kalıyorsunuz. Herşey düzgün olsun, en iyisi olsun, “Kimseye muhtaç olmadan kendi işimi kendim yapayım.” düşüncesiyle giderek daha mükemmeliyetçi bireyler olup çıkıyorsunuz. Uyku düzeniniz bozuluyor, sürekli bir gerginlik hissiyle beraber somatik (bedensel) sorunlarınız başlıyor ve önce tıp doktorlarına başvuruyorsunuz, sorunun bedensel bazı hastalıklardan kaynaklandığını düşünüyorsunuz; çünkü belirtileriniz bedensel rahatsızlıklar yönünde kendini gösteriyor. Sorun gerçekten de fiziksel olabilir, ancak genellikle fiziksel ve ruhsal olarak bir arada görülüyor. Bu hastalığın tıbbi adı fibromiyalji. Son yıllarda giderek daha fazla kadın bu hastalığın pençesine düşüyor. Yorgunluğa bağlı ya da uykusuzluğa bağlı olduğu düşünülen pek çok rahatsızlığın altında aslında “mükemmeli aramak” biçiminde gelişen bir yapı var. Gün içinde her işe yetişmek, her konuda çaba harcamak şeklinde bir koşuşturmanın vücut üzerinde fiziksel ya da psikolojik olarak baskı yaratarak sorunlara yol açmasının tam karşılığı ‘Süper Anne Sendromu’ olarak biliniyor. Şikâyetler ciddi anlamda etki edene kadar kadınlar doktora başvurmuyor. Hatta “Zaman içinde geçer…” düşüncesiyle önemsenmiyor bile.<br />
<span id="more-1423"></span></p>
<p>Genellikle şikayetler bedenin hangi bölgesindeyse o alanla ilgili bir hekime başvuruluyor. Gerçek anlaşılana kadar epeyce bir zaman kaybediliyor. Bu sorunun ‘Süper Anne Sendromu’ ya da tıbbi adıyla ‘Fibromiyalji’ olduğu kolay kolay anlaşılmıyor. Zaten bu şikayetlerin bir sağlık sorunu olarak literatüre girmesi de çok yakın tarihlerde gerçekleşmiştir. Daha önce yorgunluğa ya da günlük telaşa bağlanan problemlerin genellikle mükemmeliyetçi kadınlarda görülmesi ve kolaylıkla düzelmemesi üzerine konunun sağlık boyutuyla incelenmesinin ardından adı konmuş ve tanımlanabilmiştir. Çağımızda bu konuda sıkıntı yaşayan pek çok kadın varken sorun artık bir hastalık olarak ele alınmaya ve ciddi olarak üzerinde araştırma yapılmaya başlanmıştır.</p>
<p><strong>Belirtileri</strong></p>
<p>“Süper Anne Sendromu”nda kadınlar, öncelikle her işe yetişme kaygısıyla gerginlikler yaşarlar. Bu gerginlikler sonucu vücudun bazı bölgelerinde, aslında başka hastalıkları düşündüren problemler baş göstermeye başlar;</p>
<p>-Uyku bozuklukları.<br />
-Mide ve bağırsaklarda gaz ve spazmlar.<br />
-Çarpıntı.<br />
- Migren türünde baş ağrıları.<br />
-Özellikle ellerde ve kolda uyuşmalar.<br />
-Kas ağrıları.<br />
-Yorgunluk.<br />
-Diş gıcırdatma.<br />
-Stres ve endişe.</p>
<p>Bu şikayetler aynı anda görülmeyebilir ancak hemen hemen tüm hastalarda belirgin bir uyku bozukluğu vardır. Uyuduğunuzu sanıp gerçek anlamda bir uyku uyumadığınız için sabahları yorgun ve bitkin uyanırsınız. Bu yorgunluğun sebebi, derin uykuya geçememenizden kaynaklanır.</p>
<p>Hem çalışıp hem de birçok şeye yetişememek, müthiş bir stres oluşturuyor üzerinizde; bazen kadın olduğunuzu, kendiniz olabilmeyi bile unutuyorsunuz.</p>
<p><strong>Üstlendiğiniz roller</strong></p>
<p>Toplumsal anlamda bir kadın pek çok rolü üstlenmek zorunda kalır ve bu roller arasındaki geçişlerde bazen sorunlar yaşar. Bilindiği gibi hayat şartları ve ekonomik güçlükler hepimizi zaman zaman zorluyor. Bunun dışında çağın getirdiği birçok olumlu kazanım da var, ancak tüketim toplumu olmamızın da etkisiyle bir başka boyut daha yaşantılarımıza eklenmiş durumda; her şeye sahip olmak, her işte iyi olmak, en iyiyi hak etmek… Bunu elde etmenin yolu da çok çalışmaktan geçiyor. Hem çalışıp hem de birçok şeye yetişememek, müthiş bir stres oluşturuyor üzerinizde; bazen kadın olduğunuzu, kendiniz olabilmeyi bile unutuyorsunuz. Yapabileceğiniz çok şey varken sadece anne ya da sadece eş yönlerinizle ön planda olmak istemiyorsunuz. Özellikle eğitim görmüş bir kadınsanız, aldığınız eğitimle doğru orantılı olarak çalışmak istiyor, ev kadını olarak çok sıkıntılı anlar yaşayabiliyorsunuz. İşe başladığınızda çevrenizden yardım görmeniz gerekirken sizden bütün rollerin altından hakkıyla kalkmanız bekleniyor. Bu pencereden baktığınızda bir kadın olarak yüklendiğiniz pek çok toplumsal rol var.</p>
<p>-İyi bir evlat.<br />
-İyi bir anne.<br />
-İyi bir eş.<br />
-İyi bir ev kadını.<br />
-İyi bir çalışan.<br />
-Tüm yönleriyle mükemmel bir kadın.</p>
<p>Evlat olarak, kendi ebeveynlerinizle yakından ilgilenmeniz, zor zamanlarında yardımlarına koşmanız bekleniyor, çünkü “onlar sizi bu günler için yetiştirdiler”.</p>
<p><strong>Evlat olarak kadının rolü</strong></p>
<p>Evlat olarak, kendi ebeveynlerinizle yakından ilgilenmeniz, zor zamanlarında yardımlarına koşmanız bekleniyor, çünkü “onlar sizi bu günler için yetiştirdiler”. Elbette sizi büyüten ailenize zaman ayıracaksınız ve onların sorunlarında yanlarında olacaksınız, ancak dozu iyi ayarlamanız gerekiyor. Kendinizden, zamanınızdan, ailenizden, çocuklarınızdan fedakarlık ederek yapılan şeyler, bir süre sonra zorunluluk haline gelir ve istemeden yapmaya başladığınız anda amacını ve değerini yitirir.</p>
<p><strong>Anne olarak kadının rolü</strong></p>
<p>İyi bir anne olarak çocuklarınızla da kaliteli bir şekilde ilgilenmeniz gerekiyor, çünkü onlar en önemli önceliğiniz. Ne var ki günümüzde artık çocuk merkezli aileler olduk. Herşey çocukların ders ve okul programlarına göre belirleniyor. Çocukların istediği yerlere gidiliyor ve onlar mutlu edilmeye çalışılıyor. Ebeveyn rollerinizin dışında kendiniz olmayı ihmal edebiliyorsunuz. Çocuk yetiştirmek gerçekten ağır bir sorumluluk. Toplumumuzda hala çocuklarla ilgilenme görevi sanki sadece anneye aitmiş gibi düşünülüyor. Okul görüşmeleri, veli toplantıları gibi çocukların okulla ilgili tüm sorunlarında tek yetkili anne olarak görülüyor.</p>
<p>Ev, sadece kadının yaşadığı bir yer olmadığına göre ve çocukların her iki eşe ait olduğu düşünüldüğünde, paylaşma bilinci, daha önemli bir hal alır.</p>
<p><strong>Eş olarak kadının rolü</strong></p>
<p>Bir kadın aynı zamanda iyi bir eş olmak zorunda, çünkü klasik tabirle işten yorgun argın eve gelen eşler ilgi bekliyor. Üstelik eş olarak kadından bakımlı ve güler yüzlü olması gibi mutlu bir tutum sergilemesi de istenebiliyor. Kadından, tüm görevlerinin dışında, eş olarak yerine getirmesi gereken görevlerde daha titiz davranması talep ediliyor, çünkü toplumdaki genel kanı hala “Yuvayı dişi kuş yapar.” yönünde. Doğrudur, yuvayı dişi kuş yapar ama bir hayatı ortak olarak sürdürmek üzere yola çıkmış eşler arasında sorumlulukları paylaşmak gibi bir kültür de olmalıdır. Ev, sadece kadının yaşadığı bir yer olmadığına göre ve çocukların her iki eşe ait olduğu düşünüldüğünde, paylaşma bilinci, daha önemli bir hal alır. Kadından, eş olarak bazı yükümlülükleri yerine getirmesi beklenirken aynı beklenti erkek açısından da geçerli olmalıdır.</p>
<p><strong>Ev kadını olarak kadının rolü</strong></p>
<p>Kadınların yüklendiği bir diğer rol ise, ev kadını olmak. Bu role göre evin düzeni mutlaka sizden sorulur; herşeyi bilmeli, her işin altından kalkabilmelisiniz. Özellikle “Erkek ev işinden ne anlar?” zihniyetinin hakim olduğu bir ailede yetiştiyseniz ve eşinizin ailesi de bu düşüncedeyse, yüklendiğiniz sorumlulukların altında daha fazla boğulur, her işe yetişmeye çalışmanın telaşıyla kendinizi biraz daha fazla tüketirsiniz. Sizden beklenen diğer toplumsal rollerin dışında, sadece ev içi sorumluluklar anlamında bile pek çok rolü üstlenmeniz talep edilir. Örneğin;</p>
<p>Temizlikçi.<br />
Aşçı.<br />
Muhasebeci.<br />
Doktor.<br />
Öğretmen.<br />
Tamirci.</p>
<p>Evde neyin nerede olduğunu bilmeli ve her soruna müdahale edebilmelisiniz.</p>
<p><strong>Çalışma hayatında kadının rolü</strong></p>
<p>Çalışma hayatındaki mükemmelik arayışı ise ayrı bir sorun. Her ne kadar iş yaşamında kendinize daha fazla yer bulmaya başlasanız da hala bir erkek üstünlüğü devam ediyor. Rakiplerin arasından sıyrılmanız, en gözde eleman olmanız, başkalarına muhtaç olmayacak şekilde bir hayat kalitesi ve kazanç elde etmeniz, kariyer yapabilmeniz göründüğü kadar kolay bir iş değil. Bütün bu rolleri tek başınıza üstlenerek gerçekten de süper kadın olmak zorunda kalıyorsunuz. Sorumluluklarınızı yerine getirirken kadın kimliğine de uygun davranmanız gibi bir başka beklentisi daha var toplumun. Herkese, her işe yetişmek, inanılmaz bir baskı oluşturur üzerinizde, gerginliklerdeki en önemli etken de budur. Herşeyi başarabilmek için yeterli zaman yoktur. Bu nedenle uykudan, çocuklarla ve evle daha fazla ilgilenebilmek için kendinize ait zamandan fedakârlık edersiniz. Yani üstlendiğiniz her rol için ayrı fedakarlıklar yapmak zorunda kalırsınız. Aslında bütün hayatınızdan sürekli ödün verirsiniz.</p>
<p>Kimi zaman elinizde olmayan sebeplerle de olsa işlerin ters gidebileceğini kabul etmeniz, yaptığınız her işin, mükemmel olmadan da doğru ve düzgün olabileceğini düşünmeniz gerekiyor.</p>
<p><strong>Tedavi</strong></p>
<p>Öncelikle doğru tanının konması için nereye başvuracağınızı iyi bilmeniz gerekir. Belirtileri incelendikten sonra ilk olarak bir Romatoloji uzmanına gitmeli, tedavi amaçlı olarak fizik tedavi bölümleri ve psikologlardan destek almalısınız. Genellikle ağrılarla ortaya çıkan “Süper Anne Sendromu”nda, tanı konduktan sonra diğer branş doktorları tarafından uygulanan ilaçlı tedavi, fizik tedavi ve uzman bir psikologla beraber oluşturulacak terapi seansları büyük fayda sağlar. Tedavi çok kolay değildir, bir anda herşeyin düzene girmesi çok da mümkün olmuyor, rahatsızlığınızın temelinde mükemmeliyetçi bir anlayışa sahip olmak yattığı için öncelikle düşünce yapınızın değişmesi;</p>
<p>-Hayata karşı farklı bir bakış açısı kazanmanız,<br />
-Bazı şeyleri oluruna bırakmanız,<br />
-Yüklendiğiniz sorumlulukları başkalarıyla paylaşmanız,<br />
-Bazen hatalar yapabileceğinizin ve bunun da normal olduğunun bilincinde olmanız,<br />
-Kimi zaman elinizde olmayan sebeplerle de olsa işlerin ters gidebileceğini kabul etmeniz,<br />
-Yaptığınız her işin, mükemmel olmadan da doğru ve düzgün olabileceğini düşünmeniz,<br />
-Öncelikle kendiniz için bazı sosyal faaliyetlerde bulunmanız,<br />
-Mutlaka ilgilendiğiniz konularda uğraşlar edinmeniz gerekiyor. Temelinde fiziksel ve ruhsal sorunlar yatan “Süper Anne Sendromu”ndan uzman desteği almadan kurtulabilmek de mümkün. Sıkıntının nedeni; gevşeyememe ve sürekli bir gerginlik hali olduğu için kaslarda ağrıya yol açıyor. Ağrıları gidermek ve rahatlamak amacıyla;<br />
-Çok zorlayıcı olmayan bir sporla uğraşmanız,<br />
-Masaj yaptırmanız,<br />
-Kaplıcaya gitmeniz,<br />
-Gevşeme egzersizlerini öğrenerek düzenli olarak uygulamanız,<br />
-Belirli saatlerde uyumaya dikkat etmeniz,<br />
G-ün içinde kendinize ait bir zaman oluşturmanız gibi bir takım farklı uygulamalar yapabilirsiniz.</p>
<p>Kendinizin ve varlığınızın önemini bilerek, kendinize saygı duyarak ve kendinizi taktir ederek hayatınızdaki diğer şeyler için zaman ve emek harcamalısınız.</p>
<p><strong>Çözüm sizsiniz</strong></p>
<p>Pek çok insan, şu veya bu sebepten dolayı hayatlarında sıkıntılarla karşılaşabilir, sorunlar yaşayabilir. Yaşanılan sorun ne olursa olsun çözümü kolaylaştıran en önemli şey, sizin soruna ve hayata nasıl baktığınızla ilgilidir. Unutmayın herkes özeldir! Herkes tek, biricik ve farklıdır. Yaşamda değer verdiğiniz ne, kim varsa, öncelikle o değeri siz verdiğiniz için değerlidirler. Siz olmadan değer verdiğiniz herşey kumdan kuleler gibi yerle bir olurlar, yıkılırlar. Öyleyse anlam yüklediğiniz her amaç, her çaba, her umut için önce siz kendinize bir değer biçmelisiniz. Özel olan, önemli olan öncelikle sizsiniz. Kendinizin ve varlığınızın önemini bilerek, kendinize saygı duyarak ve kendinizi taktir ederek hayatınızdaki diğer şeyler için zaman ve emek harcamalısınız. Herşeyin en iyisini yapmaya çalışmak, bu stresin yarattığı sıkıntıları yaşamak, bir süre sonra isteseniz de hiçbir şey yapamamayı getirebilir hayatınıza. Oysa elinizden geldiği kadarını yapmanız, bazen işleri oluruna bırakmanız çok daha rahatlatıcı olacaktır. İplerin her zaman sizin elinizde olması çok da iyi bir şey olmayabilir. Kendinize küçük anlar yaratmanızda, “Bu sefer de böyle olsun.” demenizde yarar var. Biyolojik varlıklar olduğumuzu unutmamak gerekir. Yüksek gerilimler yaşamak, insan bedeninde tahmin edilemeyecek kadar büyük hasarlar yaratabilir. Bu gerilimlerin ardından;</p>
<p>-Depresyon,<br />
-Özgüven kaybı,<br />
-Dikkat sorunları,<br />
-Kaygı bozuklukları,<br />
-Strese bağlı rahatsızlıklar,<br />
-Fiziksel sorunlar,<br />
-Uyku bozuklukları,<br />
-Çökkünlük, bıkkınlık, yorgunluk, halsizlik</p>
<p>gibi problemler yaşamak istemiyorsanız, sorumluluklarınızı paylaşmalı, çevreden destek ve yardım istemelisiniz. Mükemmel diye bir şey yoktur. Tek mükemmellik vardır, o da ruh ve beden sağlığınızla bir bütün olarak sizsiniz. En iyisi ise sizin elinizden gelendir. Mükemmel, sizin yaptıklarınız sonrası hissettiğiniz mutluluk duygusu olmalıdır.</p>
<p><strong>Kaynak:</strong> Prima</p>
<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_" addthis:url='http://www.hamileblog.com/mukemmel-anne-olmaya-calismak%e2%80%a6/' addthis:title='Mükemmel anne olmaya çalışmak… ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hamileblog.com/mukemmel-anne-olmaya-calismak%e2%80%a6/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Lohusalık psikolojisi</title>
		<link>http://www.hamileblog.com/lohusalik-psikolojisi/</link>
		<comments>http://www.hamileblog.com/lohusalik-psikolojisi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Dec 2011 09:06:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sebnem</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[Doğum Sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[loğusalık psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[lohusalık]]></category>
		<category><![CDATA[lohusalık süreci]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hamileblog.com/?p=1262</guid>
		<description><![CDATA[<div class="addthis_toolbox addthis_default_style " addthis:url='http://www.hamileblog.com/lohusalik-psikolojisi/' addthis:title='Lohusalık psikolojisi '  ><a class="addthis_button_facebook_like" fb:like:layout="button_count"></a><a class="addthis_button_tweet"></a><a class="addthis_counter addthis_pill_style"></a></div>Lohusalık, annenin yeni yaşamına bedensel ve ruhsal olarak uyum sağlama dönemidir ve doğum yapmış tüm anneler için önemli bir süreçtir. Bazı anneler bu süreci zorlukla atlatır. Doğumdan sonra annenin kendini toparlamak için kesin bir istirahate ihtiyacı vardır. Ayrıca psikolojik olarak da olumsuz etkilenmiş olabileceğini unutmamalı ve buna göre önlem alınmalıdır. Doğumdan 3-4 gün sonra, doğum [...]<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_" addthis:url='http://www.hamileblog.com/lohusalik-psikolojisi/' addthis:title='Lohusalık psikolojisi ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="addthis_toolbox addthis_default_style " addthis:url='http://www.hamileblog.com/lohusalik-psikolojisi/' addthis:title='Lohusalık psikolojisi '  ><a class="addthis_button_facebook_like" fb:like:layout="button_count"></a><a class="addthis_button_tweet"></a><a class="addthis_counter addthis_pill_style"></a></div><div id="attachment_1264" class="wp-caption aligncenter" style="width: 460px"><a href="http://www.hamileblog.com/lohusalik-psikolojisi/lohusalik/" rel="attachment wp-att-1264"><img src="http://www.hamileblog.com/wp-content/uploads/2011/12/lohusalik.jpg" alt="" title="lohusalik" width="450" height="282" class="size-full wp-image-1264" /></a><p class="wp-caption-text">Lohusalık</p></div>
<p>Lohusalık, annenin yeni yaşamına bedensel ve ruhsal olarak uyum sağlama dönemidir ve doğum yapmış tüm anneler için önemli bir süreçtir. Bazı anneler bu süreci zorlukla atlatır. </p>
<p>Doğumdan sonra annenin kendini toparlamak için kesin bir istirahate ihtiyacı vardır. Ayrıca psikolojik olarak da olumsuz etkilenmiş olabileceğini unutmamalı ve buna göre önlem alınmalıdır.<br />
<span id="more-1262"></span><br />
Doğumdan 3-4 gün sonra, doğum sıkıntısı hafiflediğinde duygularınız yüzeye çıkacaktır. Hormonlarınızın etkisini yadsımamalı, ağlamak istiyorsanız kendinizi sıkmamalı ve gözyaşlarınızı bırakmalısınız. </p>
<p>İlk heyecanın bir süre sonra yorgunluğa dönüşeceğini unutmayın. Bebeğiniz sizi uykusuz bırakabilir, başka çocuğunuz varsa kardeşini kıskanarak sizi yorabilir. </p>
<p>Bu tür sorunlarla karşılaştığınızda eşinizle ve yakınlarınızla paylaşın. Paylaşmak sıkıntılarınızı hafifletecektir. Ayrıca bunun bir süreç olduğunu unutmayarak, bir süre sonra her şeyin değişeceğini kendinize sürekli hatırlatırsanız, sıkıntılarınızı atlatmanız daha kolay olacaktır.</p>
<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_" addthis:url='http://www.hamileblog.com/lohusalik-psikolojisi/' addthis:title='Lohusalık psikolojisi ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hamileblog.com/lohusalik-psikolojisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Emzirme sonrası ne yapmalı?</title>
		<link>http://www.hamileblog.com/emzirme-sonrasi/</link>
		<comments>http://www.hamileblog.com/emzirme-sonrasi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Dec 2011 11:00:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sebnem</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[bebek emzirme]]></category>
		<category><![CDATA[bebek emzirmede göğüs büyülmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Göğüs Bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[göğüslerde sarkma]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik sonrası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hamileblog.com/?p=1234</guid>
		<description><![CDATA[<div class="addthis_toolbox addthis_default_style " addthis:url='http://www.hamileblog.com/emzirme-sonrasi/' addthis:title='Emzirme sonrası ne yapmalı? '  ><a class="addthis_button_facebook_like" fb:like:layout="button_count"></a><a class="addthis_button_tweet"></a><a class="addthis_counter addthis_pill_style"></a></div>Bebeğin doğumuyla birlikte anne için emzirme süreci başlayacaktır. Göğüste artan süt kanalları ve hamilelik sırasında alınan kiloların etkisiyle göğsün formu değişir ve göğüsler daha büyük olur. Emzirme sırasında dolan süt kanalları yüzünden meme yoğundur. Emzirme sonrasında göğüsler boşalır ve süt kanalları küçülür ve göğsün genel görünümü değişir. Küçülen göğüslerin sarkmaması için öncelikle çok hızlı bir [...]<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_" addthis:url='http://www.hamileblog.com/emzirme-sonrasi/' addthis:title='Emzirme sonrası ne yapmalı? ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="addthis_toolbox addthis_default_style " addthis:url='http://www.hamileblog.com/emzirme-sonrasi/' addthis:title='Emzirme sonrası ne yapmalı? '  ><a class="addthis_button_facebook_like" fb:like:layout="button_count"></a><a class="addthis_button_tweet"></a><a class="addthis_counter addthis_pill_style"></a></div><div id="attachment_1235" class="wp-caption aligncenter" style="width: 411px"><a href="http://www.hamileblog.com/emzirme-sonrasi/bebek_emzirmek/" rel="attachment wp-att-1235"><img src="http://www.hamileblog.com/wp-content/uploads/2011/12/bebek_emzirmek.jpg" alt="" title="bebek_emzirmek" width="401" height="295" class="size-full wp-image-1235" /></a><p class="wp-caption-text">Bebek emzirmek</p></div>
<p>Bebeğin doğumuyla birlikte anne için emzirme süreci başlayacaktır. Göğüste artan süt kanalları ve hamilelik sırasında alınan kiloların etkisiyle göğsün formu değişir ve göğüsler daha büyük olur.</p>
<p>Emzirme sırasında dolan süt kanalları yüzünden meme yoğundur. Emzirme sonrasında göğüsler boşalır ve süt kanalları küçülür ve göğsün genel görünümü değişir.<br />
<span id="more-1234"></span><br />
Küçülen göğüslerin sarkmaması için öncelikle çok hızlı bir şekilde kilo vermemek gerekir.   Bunun yerine, yavaş yavaş ve sağlıklı yiyecekler tüketerek kilo verirseniz vücudunuza kendini toparlaması için şans verirsiniz. Böylece kilo verdiğinizde göğüs daha küçük olacak, ama deri tonusu iyi olacaktır. Bol kepekli tahıllar, baklagiller ve yeşil sebze yiyin. Genel olarak, cildin elastikiyetini ve tonus korumaya yardımcı olmak için, E ve B vitamini açısından zengin yiyecekler tüketin.</p>
<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_" addthis:url='http://www.hamileblog.com/emzirme-sonrasi/' addthis:title='Emzirme sonrası ne yapmalı? ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hamileblog.com/emzirme-sonrasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bebek emziren anneler nasıl beslenmeli?</title>
		<link>http://www.hamileblog.com/bebek-emziren-anneler-nasil-beslenmeli/</link>
		<comments>http://www.hamileblog.com/bebek-emziren-anneler-nasil-beslenmeli/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Nov 2011 11:00:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sebnem</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Hamilelik sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[anne sütü]]></category>
		<category><![CDATA[anne sütü önemi]]></category>
		<category><![CDATA[emziren anneler]]></category>
		<category><![CDATA[emziren annelerde beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik sonrası beslenme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hamileblog.com/?p=1060</guid>
		<description><![CDATA[<div class="addthis_toolbox addthis_default_style " addthis:url='http://www.hamileblog.com/bebek-emziren-anneler-nasil-beslenmeli/' addthis:title='Bebek emziren anneler nasıl beslenmeli? '  ><a class="addthis_button_facebook_like" fb:like:layout="button_count"></a><a class="addthis_button_tweet"></a><a class="addthis_counter addthis_pill_style"></a></div>Anne adayının hamilelik boyunca özen gösterdiği beslenme tarzı aynı şekilde hamilelik sonrasında da devam ettirilmelidir. Bebeğini emziren annenin enerjiye ihtiyacı vardır. Bir anne günde ortalama 700-800 mililitre süt vermektedir. Bu yüzden enerji, protein, vitamin ve mineralleri yeterince almalıdır. Aksi taktirde kendi vücudundan harcar. Emzikli annelerin bebeğine verdiği sütle birlikte su ihtiyacı artmaktadır. Bol su tüketmeye [...]<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_" addthis:url='http://www.hamileblog.com/bebek-emziren-anneler-nasil-beslenmeli/' addthis:title='Bebek emziren anneler nasıl beslenmeli? ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="addthis_toolbox addthis_default_style " addthis:url='http://www.hamileblog.com/bebek-emziren-anneler-nasil-beslenmeli/' addthis:title='Bebek emziren anneler nasıl beslenmeli? '  ><a class="addthis_button_facebook_like" fb:like:layout="button_count"></a><a class="addthis_button_tweet"></a><a class="addthis_counter addthis_pill_style"></a></div><div id="attachment_1063" class="wp-caption aligncenter" style="width: 411px"><a href="http://www.hamileblog.com/bebek-emziren-anneler-nasil-beslenmeli/emziren_anne_beslenme/" rel="attachment wp-att-1063"><img src="http://www.hamileblog.com/wp-content/uploads/2011/11/emziren_anne_beslenme.jpg" alt="" title="emziren_anne_beslenme" width="401" height="295" class="size-full wp-image-1063" /></a><p class="wp-caption-text">Emziren annelerde beslenme</p></div>
<p>Anne adayının hamilelik boyunca özen gösterdiği beslenme tarzı aynı şekilde hamilelik sonrasında da devam ettirilmelidir. Bebeğini emziren annenin enerjiye ihtiyacı vardır. </p>
<p>Bir anne günde ortalama 700-800 mililitre süt vermektedir. Bu yüzden enerji, protein, vitamin ve mineralleri yeterince almalıdır. Aksi taktirde kendi vücudundan harcar. Emzikli annelerin bebeğine verdiği sütle birlikte su ihtiyacı artmaktadır. Bol su tüketmeye özen göstermeli, ayran, doğal meyve suyu gibi içecekleri de tüketmelidirler.<br />
<span id="more-1060"></span><br />
Bebeğin kemik gelişimi ve diş sağlığı için anne sütünde yeterli miktarda kalsiyum bulunmalıdır. O yüzden emzikli anneler bol miktarda süt ve süt ürün tüketmeye özen göstermelidir.</p>
<p>Hamilelik sonrası kilolardan kurtulmak için diyet yapmak bebeğinizin sağlıklı beslenmesini engelleyecektir. Mutlaka kilolardan kurtulmak için acele etmeye kararlıysanız, mutlaka bir doktor kontrolünde yapmaya özen göstermelisiniz.</p>
<p>Anne sütü 6. aydan sonra ek gıdalarla desteklenmelidir. Emzirmek; anne açısından hormonal dengeyi sağlar, meme kanseri riskini azaltır, anne olma psikolojisini geliştirir. Çağımızın gerçeği olan stres, bebek emziren anneleri de olumsuz etkiler. Somatik ve psikosomatik reflekslerle ilgili olan süt salgılaması, korku, üzüntü, ağrı, heyecan gibi nedenlerle durabilir.</p>
<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_" addthis:url='http://www.hamileblog.com/bebek-emziren-anneler-nasil-beslenmeli/' addthis:title='Bebek emziren anneler nasıl beslenmeli? ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hamileblog.com/bebek-emziren-anneler-nasil-beslenmeli/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğum sonrası estetik için acele etmeyin</title>
		<link>http://www.hamileblog.com/dogum-sonrasi-estetik-icin-acele-etmeyin/</link>
		<comments>http://www.hamileblog.com/dogum-sonrasi-estetik-icin-acele-etmeyin/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Aug 2011 20:58:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[karın germe]]></category>
		<category><![CDATA[Liposuction]]></category>
		<category><![CDATA[meme dikleştirme]]></category>
		<category><![CDATA[vajina daraltma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hamileblog.com/?p=844</guid>
		<description><![CDATA[<div class="addthis_toolbox addthis_default_style " addthis:url='http://www.hamileblog.com/dogum-sonrasi-estetik-icin-acele-etmeyin/' addthis:title='Doğum sonrası estetik için acele etmeyin '  ><a class="addthis_button_facebook_like" fb:like:layout="button_count"></a><a class="addthis_button_tweet"></a><a class="addthis_counter addthis_pill_style"></a></div>Yeni annelerin en büyük sorunu hamilelik sırasında alınan kiloların doğum sonrasında sarkma ve çatlaklara neden olması. Doğumdan sonra en çok tercih edilen estetik işlemleri ise karın germe, liposuction, vajina daraltma ve meme dikleştirme… Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Erol Kışlaoğlu, yeni anneleri estetik için acele etmemeleri konusunda uyardı. 9 aylık heyecanlı bekleyişin ardından [...]<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_" addthis:url='http://www.hamileblog.com/dogum-sonrasi-estetik-icin-acele-etmeyin/' addthis:title='Doğum sonrası estetik için acele etmeyin ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="addthis_toolbox addthis_default_style " addthis:url='http://www.hamileblog.com/dogum-sonrasi-estetik-icin-acele-etmeyin/' addthis:title='Doğum sonrası estetik için acele etmeyin '  ><a class="addthis_button_facebook_like" fb:like:layout="button_count"></a><a class="addthis_button_tweet"></a><a class="addthis_counter addthis_pill_style"></a></div><div id="attachment_845" class="wp-caption aligncenter" style="width: 310px"><img class="size-full wp-image-845" title="karın estetik ameliyatı" src="http://www.hamileblog.com/wp-content/uploads/2011/08/karin-estetik-ameliyati.jpg" alt="karın estetik ameliyatı" width="300" height="200" /><p class="wp-caption-text">karın estetik ameliyatı</p></div>
<p><strong>Yeni annelerin en büyük sorunu hamilelik sırasında alınan kiloların doğum sonrasında sarkma ve çatlaklara neden olması. Doğumdan sonra en çok tercih edilen estetik işlemleri ise karın germe, liposuction, vajina daraltma ve meme dikleştirme…</strong></p>
<p>Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Erol Kışlaoğlu, yeni anneleri estetik için acele etmemeleri konusunda uyardı.</p>
<p>9 aylık heyecanlı bekleyişin ardından bebeğini kucaklayan annelerin ilk haftalarda vücutlarında oluşan deformasyonu fark etmediğini belirten Kışlaoğlu, hamilelik sırasında oluşan kötü görüntülerin giderilmesi için doğumdan sonra en az 6 ay geçmesi gerektiğine dikkat çekti.</p>
<p><span id="more-844"></span></p>
<p>Hamilelikte alınan kilolardan kurtulmak için diyet ve egzersizin yeterli olmadığı durumlarda kadınların imdadına estetik cerrahi yetişiyor. Fazla kilolar verilse de deformasyonu ortadan kaldırmak ve vücudu yeniden forma sokmak için kadınlar estetik müdahaleye ihtiyaç duyuyor.</p>
<p>Kışlaoğlu, estetik işlemler için doğumdan sonra en az 6 ay; emzirme döneminde sarkan göğüslere yapılacak meme dikleştirme operasyonu için de bebek sütten kesildikten sonra 2 ay beklenmesi gerektiğinin altını çizdi.</p>
<p><strong>DOĞUM SONRASI BU OPERASYONLARA TALEP ARTIYOR</strong></p>
<p><strong>Karın Germe: </strong>Hamilelikte kasların hasar görmesi sebebiyle, karın germe ameliyatı doğum sonrası en sık yapılan estetik işlemdir. ‘Abdominoplasty’ adı verilen bu operasyonda, karın bölgesindeki fazla deri ve yağ dokuları tümüyle alınır, sarkmış ve çatlamış karın derisi gerilir. Karın duvarı kaslarının gerginleştirilmesiyle deforme olmuş karın bölgesinin görünümü düzeltilir.</p>
<p><strong>Liposuction:</strong> Yağ aldırma operasyonunun, doğum sonrası ideal kiloya ulaşıldığında yapılması gerekiyor ancak Kışlaoğlu, ‘liposuction’ın zayıflama olarak algılanmaması gerektiğini vurguladı. Liposuction vücutta karın-bel-basenler, bacak iç ve dış kesimleri, kollar, göğüs bölgelerinde; yüzde ise boyun ve gıdık bölgelerinde uygulanıyor.</p>
<p><strong>Meme Dikleştirme:</strong> Meme derisi, doğum sonrası emzirme nedeniyle elastikiyetini yitirir, doku eski dik formumu kaybeder ve meme başları doğum önceki şekline göre aşağı iner. Hamilelik ve emzirme sonucunda sarkan memelerin yeniden şekillendirilmesi için meme dikleştirme operasyonu yapılır.</p>
<p><strong>Vajina Daraltma:</strong> Normal doğum sırasında zorlanmalar, gereksiz ve dikkatsiz açılan epizyotomiler (normal doğumda vajinayla anüsün arasının kesilmesi) ve sonrasında atılan özensiz dikişler, doğum sayısının fazla olması, iri bebek doğurmak veya yaşın ilerlemesi, vajina kaslarının elastikiyetini kaybetmesine ve vajinanın genişlemesine neden olur. Bu sorundan vajina daraltma estetiği ile kurtulmak mümkün.</p>
<p><strong>OPERASYON SONRASI NORMAL HAYATA DÖNÜŞ</strong></p>
<p>Karın germe operasyonundan sonra dikiş hattında gerginlik oluşturmamaya dikkat edilmesi gerektiğini belirten Kışlaoğlu, hastalara birkaç gün, yürürken biraz eğilmelerini ve karnı gerecek şekilde dik pozisyonda yatmamalarını öneriyor. Meme dikleştirme operasyonu sonrasında ise hastaların, birkaç gün elastik bir sutyen kullanmaları gerektiğini belirtiyor. Hastalar, bu operasyon sonrasında birkaç gün içinde normal hayatına dönebiliyor.</p>
<p>Liposuction sonrasında ise ameliyat yapılan bölgeye 2-3 hafta süreyle esnek korseler giydirilir. Meme dikleştirme ve karın germe ameliyatlarından sonra ortalama 2-3 gün arayla pansuman yapılır, yaklaşık 12 gün sonra da dikişler alınır. Operasyon sonrası görülen morluklar 3-4 hafta içinde tümüyle kaybolur, ödem ve şişlikler de 2-3 ay içinde tamamen geçer.</p>
<p><strong>Kaynak:</strong> rujlu.com</p>
<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_" addthis:url='http://www.hamileblog.com/dogum-sonrasi-estetik-icin-acele-etmeyin/' addthis:title='Doğum sonrası estetik için acele etmeyin ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hamileblog.com/dogum-sonrasi-estetik-icin-acele-etmeyin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğum Sonrası Mükemmellik!</title>
		<link>http://www.hamileblog.com/dogum-sonrasi-mukemmellik/</link>
		<comments>http://www.hamileblog.com/dogum-sonrasi-mukemmellik/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 Jul 2011 18:54:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[emzirme pozisyonu]]></category>
		<category><![CDATA[lanolin]]></category>
		<category><![CDATA[pelvik kaslar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hamileblog.com/?p=819</guid>
		<description><![CDATA[<div class="addthis_toolbox addthis_default_style " addthis:url='http://www.hamileblog.com/dogum-sonrasi-mukemmellik/' addthis:title='Doğum Sonrası Mükemmellik! '  ><a class="addthis_button_facebook_like" fb:like:layout="button_count"></a><a class="addthis_button_tweet"></a><a class="addthis_counter addthis_pill_style"></a></div>Uzun, zor ve bir okadar da keyifli bir hamilelik döneminin ardından başka kaygılarınız ortaya çıkmaya başladı. Acaba 9 ay boyunca aldığınız kiloları verebilecek misiniz? Meme ve karın bölgenizde sarkmalar olacak mı? Cinsel durumunuz ne yönde etkilenecek? İşte kafanızda yarattığınız bu ve bunun gibi kaygıların çözüm yolları: Forma girmeniz için 5 kural Emzirin Doğumdan hemen sonraki [...]<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_" addthis:url='http://www.hamileblog.com/dogum-sonrasi-mukemmellik/' addthis:title='Doğum Sonrası Mükemmellik! ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="addthis_toolbox addthis_default_style " addthis:url='http://www.hamileblog.com/dogum-sonrasi-mukemmellik/' addthis:title='Doğum Sonrası Mükemmellik! '  ><a class="addthis_button_facebook_like" fb:like:layout="button_count"></a><a class="addthis_button_tweet"></a><a class="addthis_counter addthis_pill_style"></a></div><p><img class="aligncenter size-medium wp-image-820" title="dogum-sonrasi_6" src="http://www.hamileblog.com/wp-content/uploads/2011/07/dogum-sonrasi_6-300x238.jpg" alt="" width="300" height="238" /></p>
<p><strong>Uzun, zor ve bir okadar da keyifli bir hamilelik döneminin ardından başka kaygılarınız ortaya çıkmaya başladı. Acaba 9 ay boyunca aldığınız kiloları verebilecek misiniz? Meme ve karın bölgenizde sarkmalar olacak mı? Cinsel durumunuz ne yönde etkilenecek? İşte kafanızda yarattığınız bu ve bunun gibi kaygıların çözüm yolları:</strong></p>
<p><em>Forma girmeniz için 5 kural</em></p>
<p><strong>Emzirin</strong></p>
<p>Doğumdan hemen sonraki aylarda aldığınız kiloları vermeye başlayacaksınız. bunun sebebi emzirmeniz. emzirme aylemi çok fazla kalori yakmanızı sağlıyor. Buda kilo vermenin en hızlı ve eğlenceli yolu olsa gerek. Süt veren kadınlarda, süt üretimi günde 500 kalori yakar. Doğumdan sonra hemen bebeğinize süt vermek rahim kasılmasını sağlarken kanamayıda azaltır. Bunun dışında emziren kadınlarda rahim, yumurtalık ve meme kanseri riski daha azdır</p>
<p><span id="more-819"></span></p>
<p><strong>Aktif olun</strong></p>
<p>Doğumdan sonra hiçbir şey yapmadan evde oturmayın. Bebeğinizi alarak uzun yürüyüşlere çıkın, arkadaşlarınızla buluşun. Günlük hayatınıza geri dönün ve hareket etmekten çekinmyin.</p>
<p><strong>Spor yapın</strong></p>
<p>&#8216;Sanki spor yapmaya vakit var!&#8217; diyebilirsiniz. Ancak gerçekten kafaya spor yapmayı koyduysanız böyle mazeretleri umursamazsınız. Bebeğiniz ile birlikte yoga ve plates derslerine katılabilirsiniz. Ya da bebeğinizi pusetine koyun ve güzel havanın tadını çıkartarak sahilde yürüyüş yapın. Tabi ki tempolu adımlarla. Aynı zamanda mekik çekmeniz karın yağlarınızdan kurtulmanıza yardımcı olacaktır.</p>
<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-821" title="dogum-sonrasi_5" src="http://www.hamileblog.com/wp-content/uploads/2011/07/dogum-sonrasi_5-300x192.jpg" alt="" width="300" height="192" /></p>
<p><strong>Beslenmenizi düzene sokun</strong></p>
<p>Büyük öğünler yerine küçük ancak sık öğünler yiyin. Hamileyken yediğiniz kocaman porsiyonlara veda edin.Günlük kalori alımınızı dört veya beş seferlik küçük parçalara bölün. Hergün minimum 10-12 bardak su için. Su içmek sizi hem tok tutacak hem de gereksiz kalorileri yakmanıza yardımcı olacak. Sudan çok sıkılırsanız içine limon sıkmayı deneyin veya bitki çayları için.</p>
<p><strong>Ağız ve diş sağlığı</strong></p>
<p>Hamilelik sonrası doğal olarak annelerin dikkati bebeklerin üzerinde olur. Fakat hamilelik sırasında hormonların değişmesiyle diş etlerinde oluşan tramvalar sonrasında iyi bir bakım yapılmalı. Günlük diş fırçalama düzenine çok dikkat edilmeli. Diş ipi kullanmalısınız. Son olarak diş ve diş etlerinde hissedilen hassasiyetlerde derhal doktorunuza başvuramalısınız.</p>
<p><strong>Emzirmek kabusunuz olmasın</strong></p>
<p>Bebeğinizi emzirirken canınızın yanmasına neden olan meme ucundaki çatlakların en büyük nedeni bebeği emzirme pozisyonunuzun yalnış olması. Bebeğinizi emzirirken sadece mem ucunu değil meme ucunu çevreleyen areola adı verilen koyu renkli alanın tümünü vermelisiniz.Onun dışında mem ucunu zeytinyağı ve lanolin içeren göğüs ucu kremi uygulayabilirsiniz.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-822" title="dogum-sonrasi_8" src="http://www.hamileblog.com/wp-content/uploads/2011/07/dogum-sonrasi_8.jpg" alt="" width="396" height="241" /></p>
<p><strong>Cinsel yaşam</strong></p>
<p>Doğumdan sonra uygulayacağınız uygulayacağınız kegel egzersizleri pelvik kaslarınızı güçlendirmeye yardımcı olur.Bu kasları güçlendirmenin asıl amacı idrar yakınmalarının önüne geçmekle birlikte  bu kas gruplarını kullanmayı bilen kadınların cinsel ilişkiden daha fazla keyif almasını  sağlamaktır. Doğum sonrası cinsel ilişkiye, kendinizi hazır hissettiğinizde başlamanın hem sizin için hem de eşiniz için daha uygun olacağını söylüyoruz.</p>
<p><strong>Kaynak:</strong> ivillage</p>
<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_" addthis:url='http://www.hamileblog.com/dogum-sonrasi-mukemmellik/' addthis:title='Doğum Sonrası Mükemmellik! ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hamileblog.com/dogum-sonrasi-mukemmellik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hamilelikte Babanın Rolü</title>
		<link>http://www.hamileblog.com/hamilelikte-babanin-rolu/</link>
		<comments>http://www.hamileblog.com/hamilelikte-babanin-rolu/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 Feb 2011 15:47:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[Annelik]]></category>
		<category><![CDATA[Babalar]]></category>
		<category><![CDATA[Babalık]]></category>
		<category><![CDATA[Hamilelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hamileblog.com/?p=637</guid>
		<description><![CDATA[<div class="addthis_toolbox addthis_default_style " addthis:url='http://www.hamileblog.com/hamilelikte-babanin-rolu/' addthis:title='Hamilelikte Babanın Rolü '  ><a class="addthis_button_facebook_like" fb:like:layout="button_count"></a><a class="addthis_button_tweet"></a><a class="addthis_counter addthis_pill_style"></a></div>Annelik doğanın kadınlara verdiği bir armağan, bir kadın için en büyük mutluluk. Ancak hayatı ve bebeğinizi paylaşacağınız durumun diğer kahramanını da unutmamak lazım. Hamileliğin ilk anından itibaren annenin görüntsünde ve psikolojisinde meydana gelen değişiklikler sohbetlere konu olsa da baba adayları da en az anneler kadar bu durumdan etkilenir. Bu nedenle değişen hormonal dengenizin size getireceği [...]<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_" addthis:url='http://www.hamileblog.com/hamilelikte-babanin-rolu/' addthis:title='Hamilelikte Babanın Rolü ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="addthis_toolbox addthis_default_style " addthis:url='http://www.hamileblog.com/hamilelikte-babanin-rolu/' addthis:title='Hamilelikte Babanın Rolü '  ><a class="addthis_button_facebook_like" fb:like:layout="button_count"></a><a class="addthis_button_tweet"></a><a class="addthis_counter addthis_pill_style"></a></div><div id="attachment_638" class="wp-caption aligncenter" style="width: 210px"><a rel="attachment wp-att-638" href="http://www.hamileblog.com/hamilelikte-babanin-rolu/hamilebaba/"><img class="size-full wp-image-638" title="Hamilelikte Babalar" src="http://www.hamileblog.com/wp-content/uploads/2011/02/hamilebaba.jpg" alt="" width="200" height="300" /></a><p class="wp-caption-text">Hamilelikte Babalar</p></div>
<p>Annelik doğanın kadınlara verdiği bir armağan, bir kadın için en büyük mutluluk. Ancak hayatı ve bebeğinizi paylaşacağınız durumun diğer kahramanını da unutmamak lazım. Hamileliğin ilk anından itibaren annenin görüntsünde ve psikolojisinde meydana gelen değişiklikler sohbetlere konu olsa da baba adayları da en az anneler kadar bu durumdan etkilenir. Bu nedenle değişen hormonal dengenizin size getireceği anlık rüzgarlara birlikte göğüs germeli, hamileliğin zor anlarından en güzel zamanlarına birlikte yol almalısınız.</p>
<p><strong>Siz anneliğe hazırlanıyorsunuz eşiniz babalığa!</strong></p>
<p>- Özellikle günümüzde baba adayları hamileliği en az annelere kadar derinden hissediyor ve büyük bir heyecanla takip ediyor. Eğitim düzeyinin yükselmesiyle birlikte babalar daha bilinçli bireyler olarak karşımıza çıkıyor. Hatta çoğu durumda anne adaylarından daha titiz daha detaycı davranabiliyorlar. Ancak bunun yanında annenin ilgisini tamamiyle bebeğe yönlendirmesi babanın içten içe bir kıskançlık hissetmesine neden olabiliyor. Bu nedenle eişinizi gücendirmeden bebeğinizi birlikte hissetmeye özen gösterin. Doğum uzmanınızla görüşmelerine birlikte gidin, bebeğinizin görüntüsünü birlikte izleyin, karnınıza birlikte dokunup bebeğinizin sizi, sizin bebeğinizi hissetmenizi sağlayın.<br />
<span id="more-637"></span></p>
<p>- Hamilelik sırasında anne adayları gibi baba adayları da şiddetli duygusal çalkantılar yaşayabilir. Hayatın bir anda değişeceği düşüncesi, kaldırılması zor gelecek bir sorumluluğa adım atılması fikri baba adaylarının gerilmesine neden olabilir. Bu durum anne adayında da gelişebilir. Önemli olan iki tarafın zor ve altından kalkılamaz gibi görünen düşüncelerle boğuştuğu sırada birbirine destek olmasıdır. Özellikle baba adayları depresif ve stress altında hissettikleri dönemlerde alkol ve diğer bağımlılık psikolojilerinden uzak durmalı ve stress yaratan durumları çevresiyle çekinmeden paylaşarak üstesinden gelmeye çalışmalıdır.</p>
<p>- Hamilelik sırasında anne adayının iştahı doğal olarak artar ve birkaç kilo fazlası olabilir. Bu gibi durumlarda baba adayları anne adaylarının yanında olmalı ve annenin vücudunda oluşan değişiklikler konusunda gerektiğinde dengeleyici bir rol üstlenmelidir. Örneğin fazla kiloları engellemek için annenin uyguladığı diyete babanın katılması hamileliğin “artı”larını paylaşmak için tatlı bir fırsattır.</p>
<p>- Baba adaylarını hamilelik döneminde zorlayan en önemli durumlardan biri cinselliktir. Baba adayları hamile eşlerine ve bebeğe zarar verdikleri düşüncesiyle seks yapmaktan çekinebilir. Oysa seks için uygun döneme geçildiği andan itibaren eş ile seks yapmak konusunda herhangi bir sakınca yoktur. Hatta duygusal anlamda bağ kurmak için hamilelikte seksin önemi oldukça önemlidir. Doğum sonrasında vajinaya zarar verilecek düşüncesiyle veya göğüslerin başka bir amaç için kulllanılması nedeniyle baba adaylarında cinsel isteksizlik görülebilir. Bu durum bir sure sonra çözülür. Ancak soğuma döneminin uzun sürdüğü durumlarda profesyonel yardım almak işleri kolaylaştırabilir.</p>
<p><strong>Kaynak:</strong>Milupa.com.tr</p>
<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_" addthis:url='http://www.hamileblog.com/hamilelikte-babanin-rolu/' addthis:title='Hamilelikte Babanın Rolü ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hamileblog.com/hamilelikte-babanin-rolu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Emzirmeyi sonlandırma sürecinde pratik öneriler</title>
		<link>http://www.hamileblog.com/emzirmeyi-sonlandirma-surecinde-pratik-oneriler/</link>
		<comments>http://www.hamileblog.com/emzirmeyi-sonlandirma-surecinde-pratik-oneriler/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 07 Jan 2011 15:52:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[Anne Psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[Annelik]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek Bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[emzirme]]></category>
		<category><![CDATA[Emzirme Dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[Memeden Kesme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hamileblog.com/?p=604</guid>
		<description><![CDATA[<div class="addthis_toolbox addthis_default_style " addthis:url='http://www.hamileblog.com/emzirmeyi-sonlandirma-surecinde-pratik-oneriler/' addthis:title='Emzirmeyi sonlandırma sürecinde pratik öneriler '  ><a class="addthis_button_facebook_like" fb:like:layout="button_count"></a><a class="addthis_button_tweet"></a><a class="addthis_counter addthis_pill_style"></a></div>Memeden kesme dönemi birçok annenin duygusal karmaşa yaşadığı bir süreçtir. “ Çocuğuma zarar vermeden bunu nasıl başarabilirim ?” “ Birçok yolu denedim ama başaramıyorum?” “ Çok sinirli oluyor , yine de memeyi istiyor, ne yapabilirim ?” Bu endişelere sahip bir annenin ilk yapması gereken : Emzirmeyi bırakmak için en doğru zamana karar vermektir.Çocuğunuzu ne zaman [...]<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_" addthis:url='http://www.hamileblog.com/emzirmeyi-sonlandirma-surecinde-pratik-oneriler/' addthis:title='Emzirmeyi sonlandırma sürecinde pratik öneriler ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="addthis_toolbox addthis_default_style " addthis:url='http://www.hamileblog.com/emzirmeyi-sonlandirma-surecinde-pratik-oneriler/' addthis:title='Emzirmeyi sonlandırma sürecinde pratik öneriler '  ><a class="addthis_button_facebook_like" fb:like:layout="button_count"></a><a class="addthis_button_tweet"></a><a class="addthis_counter addthis_pill_style"></a></div><p><strong></p>
<div id="attachment_605" class="wp-caption aligncenter" style="width: 365px"><a rel="attachment wp-att-605" href="http://www.hamileblog.com/emzirmeyi-sonlandirma-surecinde-pratik-oneriler/emzirmeyi-sonlandirma-surecinde-pratik-oneriler-1077849/"><img class="size-full wp-image-605" title="Emzirme" src="http://www.hamileblog.com/wp-content/uploads/2011/01/emzirmeyi-sonlandirma-surecinde-pratik-oneriler-1077849.jpg" alt="" width="355" height="237" /></a><p class="wp-caption-text">Emzirme</p></div>
<p></strong></p>
<p><strong>Memeden kesme dönemi birçok annenin duygusal karmaşa yaşadığı bir süreçtir.</strong></p>
<p>“ Çocuğuma zarar vermeden bunu nasıl başarabilirim ?”<br />
“ Birçok yolu denedim ama başaramıyorum?”<br />
“ Çok sinirli oluyor , yine de memeyi istiyor, ne yapabilirim ?”</p>
<p>Bu endişelere sahip bir annenin ilk yapması gereken :</p>
<p>Emzirmeyi bırakmak için en doğru zamana karar vermektir.Çocuğunuzu ne zaman memeden kesmeniz gerektiğine doğumundan itibaren onu tanıyan, gelişimini ve büyüme süreçlerini takip eden çocuk doktorunuz vermelidir. Bu dönemde çocuk doktorunuzla birlikte hareket etmelisiniz.</p>
<p>Çocuk doktorunuzun artık zamanı geldi , emzirme sonlandırma sürecine başlayabiliriz ifadesinden sonra dikkat etmeniz gerekenler nelerdir ?</p>
<p>1) Bu sürece öncelikle annenin duygusal olarak hazır olması gereklidir. Emzirme ; her kadının annelik süreci için farklı duygular yaşadığı bir dönemdir. Bebeğinin ona olan bağlılığından mutluluk duyar ve onu büyüttüğünü, güzel beslediğini ona hissettirir. Bebeğinden bu şekilde ayrılmaya duygusal olarak hazır olmalıdır. Eğer anne duygusal olarak hazır olmadan bu sürece başlarsa yeniden başa dönen ve bir türlü başarılamayan memeden kesme süreçleri gözlemleyebiliriz.</p>
<p><strong>Bu süreçte anne duygusal olarak rahatlamak için neler yapmalıdır ?</strong></p>
<p>Anne; bebeğinin artık büyüdüğünü daha iyi görecektir. Çocuğu bir birey olarak beslenmesinde anneden bağımsız olarak hareket edebilecek , kendi gelişiminin daha sağlıklı ilerlediğini anneye gösterecektir. Bunu başarabilen bir çocuğu olduğunu görmek bir anneyi daha mutlu eder.</p>
<p>Duygusal olarak rahat olduğunuz bir dönemde memeden kesme sürecine başlamalısınız. Stresli olduğunuz dönemlerde daha sabırsız, sinirli ve aşırı duygusal olabilirsiniz. Yaşadığınız stres çocuğunuza yansıyabilir.<br />
<span id="more-604"></span></p>
<p>2) Çocuğunuz da emzirmeyi bırakma döneminde rahat olmalıdır. Çocuğun stresli olduğu dönemler ( diş çıkarma, bakıcı değiştirme, ev değişikliği vb ) başarıların geciktiği ve çocuğun duygusal olarak daha fazla baskı yaşadığı dönemlerdir. Bu nedenle çocuğunuzun ve sizin rahat , daha mutlu olduğu dönemleri tercih etmelisiniz.</p>
<p>3) Memeden kesme dönemleri her çocuk için zorlu bir süreçtir. İlk doğduğu günden itibaren size bu kadar yakın olduğu, kokunuzu hissettiği, teninizle rahatladığı bir süreci bırakmak ona üzüntü verecektir. Alıştığı bir şeyi yeniden yaşayamamak onu sinirlendirecek, huysuzlaşmasına neden olacaktır . Bu tepkisi oldukça doğaldır. Önemli olan annenin bu süreçte yaşanan stresin doğal olduğunu kabul etmesi ve bu dönemde sabırlı davranmasıdır .</p>
<p>4) Birden kesme yöntemleri çocuğunuzu duygusal olarak zorlayabilir. Annenin kendisini reddetmesi onu sevmediği , değer vermediği , istemediği duygusunu ortaya çıkarabilir. Bu nedenle aşamalı bırakma yöntemleri daha çok önerilmektedir.</p>
<p>5) Aşamalı bırakma yönteminde çocuk yine stres yaşar, ama yaşadığı stresin derecesi diğerine göre daha düşüktür. Önce gündüz sonrasında gece bırakma sürecine geçilmelidir. Gündüz emzirme sıklığını çocuğunuzun yaşam düzenine göre azaltmalısınız . Gündüz başarılarının arttığını hissettiğiniz dönemde gece sürecine geçebilirsiniz.</p>
<p>6) Bu süreçte anlayışlı ve sabırlı davranmalısınız. Diğer aile üyelerini bu süreçle ilgili bilgilendirmeli ve ekip olarak birlikte hareket etmelisiniz. Özellikle bu dönemde ona olan sevginizi sık sık dile getirin. Yaşadığı stresin azaltılması için oyunu ve eğlenceyi unutmayın. İstediklerinin olması konusunda bu dönemde ona daha uyumu davranabilirsiniz. Tensel temasınızı gün içerisinde mümkün olduğunca arttırın , özellikle uyku dönemlerinde ona yakın olmaya özen gösterebilirsiniz. Artan sinirlilik sizin dokunuşlarınızla azalabilir, sakinleşmesine yardımcı olabilir.</p>
<p>7) Bu dönemde kararlı davranmalısınız. Kararlılık bu süreçte çocuğunuzu zorlamak veya duygusal olarak baskı altına almak anlamına gelmez. Kararlılık; yukarıda bahsettiğimiz yöntemleri adım adım uygulamak konusundaki duruşunuzudur. Kararsızlıklarınız, sürekli yeniden başlama süreçleriniz çocuğunuzu duygusal olarak daha çok zorlayacaktır.</p>
<p>8 ) Sütü anne memesinden değil eğlenceli bir bardaktan içmek çocuğunuzun motivasyonunu arttırabilir . Ona bir alışveriş sonrası komik bir bardak hediye edebilirsiniz. Her başarılı içişi evde ailecek alkışlayabilirsiniz.</p>
<p>Bazı çocuklar bu davranışlara tepki gösterebiliyor. Bardağı da alkışları da reddedebiliyor. Bu tür tepkiler verdiğini gözlemlediğinizde alkışları , bardağı ortadan kaldırabilirsiniz. Bu dönemde biberona geçişi kabul eden çocuklar da olabiliyor .</p>
<p>Unutmayın! Doğru zamanda ve doğru yöntemlerle başarılan her gelişimsel aşama çocuğunuzun sağlıklı büyümesine zemin hazırlar.</p>
<p>Psikolog Eda Gokduman</p>
<p><strong>Kaynak:</strong> Milliyet.com.tr</p>
<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_" addthis:url='http://www.hamileblog.com/emzirmeyi-sonlandirma-surecinde-pratik-oneriler/' addthis:title='Emzirmeyi sonlandırma sürecinde pratik öneriler ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hamileblog.com/emzirmeyi-sonlandirma-surecinde-pratik-oneriler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İçinizdeki Bebeğiniz</title>
		<link>http://www.hamileblog.com/icinizdeki-bebeginiz/</link>
		<comments>http://www.hamileblog.com/icinizdeki-bebeginiz/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Nov 2010 10:37:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[hamile]]></category>
		<category><![CDATA[Hamile Bedeni]]></category>
		<category><![CDATA[Hamile Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Hamilelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hamileblog.com/?p=556</guid>
		<description><![CDATA[<div class="addthis_toolbox addthis_default_style " addthis:url='http://www.hamileblog.com/icinizdeki-bebeginiz/' addthis:title='İçinizdeki Bebeğiniz '  ><a class="addthis_button_facebook_like" fb:like:layout="button_count"></a><a class="addthis_button_tweet"></a><a class="addthis_counter addthis_pill_style"></a></div>Hamileliğinizin ilk 12 haftasında sizde ve bebeğinizde müthiş değişimler yaşanır. Başlangıç Bebeğiniz 250 milyon spermden yalnızca bir tanesi yarışı kazanarak yumurtanıza ulaştı. Bu mucizevi anda yumurtayla sperm birleşir ve bebeğiniz için ilk temeller atılmış olur. Hücreler bölünerek oluşmaya başlar. Sonunda embriyo ve plasentaya dönüşür. Bundan sonraki 4 günde hücre grubu rahminize ulaşarak buraya yerleşir veeeee [...]<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_" addthis:url='http://www.hamileblog.com/icinizdeki-bebeginiz/' addthis:title='İçinizdeki Bebeğiniz ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="addthis_toolbox addthis_default_style " addthis:url='http://www.hamileblog.com/icinizdeki-bebeginiz/' addthis:title='İçinizdeki Bebeğiniz '  ><a class="addthis_button_facebook_like" fb:like:layout="button_count"></a><a class="addthis_button_tweet"></a><a class="addthis_counter addthis_pill_style"></a></div><p><strong></p>
<div id="attachment_557" class="wp-caption aligncenter" style="width: 374px"><a rel="attachment wp-att-557" href="http://www.hamileblog.com/icinizdeki-bebeginiz/2zwdqlnanliq4zj5tgnp36lma/"><img class="size-full wp-image-557" title="Hamilelik" src="http://www.hamileblog.com/wp-content/uploads/2010/11/2ZWDQLNANLIQ4ZJ5TGNP36LMa.jpg" alt="" width="364" height="264" /></a><p class="wp-caption-text">Hamilelik</p></div>
<p></strong></p>
<p><strong>Hamileliğinizin ilk 12 haftasında sizde ve bebeğinizde müthiş değişimler yaşanır. </strong></p>
<p><strong>Başlangıç<br />
Bebeğiniz</strong><br />
250 milyon spermden yalnızca bir tanesi yarışı kazanarak yumurtanıza ulaştı. Bu mucizevi anda yumurtayla sperm birleşir ve bebeğiniz için ilk temeller atılmış olur. Hücreler bölünerek oluşmaya başlar. Sonunda embriyo ve plasentaya dönüşür. Bundan sonraki 4 günde hücre grubu rahminize ulaşarak buraya yerleşir veeeee 7. günde artık hamilesiniz!</p>
<p><strong>Bedeniniz </strong><br />
Hormonlarınız periyodunuz durması için kimyasal sinyaller gönderir. 12 gün sonra, yaptırdığınız testte idrarınızdaki hamilelik hormonu açığa çıkmış olacak. Yaptığınız testte pembe çizgiyi rahatça görebilirsiniz.<br />
<span id="more-556"></span></p>
<p><strong>0-5. Hafta<br />
Bebeğiniz </strong><br />
Oluşan embriyonuz kurbağa yavrusuna benziyor ve belki de bir pirinç tanesinden bile küçük. Ama böyle olduğu halde beyni ve sinir sistemi gelişmeye başladı bile. 4. haftada bir tomurcuk kadar olsa da kalbi dakikada 80 kere damarlarına kan pompalayarak gelişmesini sağlar.</p>
<p><strong>Bedeniniz </strong><br />
Hormonlarınızın değişmesiyle beraber hamileliğiniz ortaya çıkmaya başladı. Göğüsleriniz hassaslaştığı bu dönemde kendinizi hasta gibi hissetmeye başlayabilirsiniz. Koku duyunuz da geliştiği için yemek ya da parfüm kokularında mideniz bulanabilir. Hamileliğinizin başladığı bu günlerde dolaşım sisteminizin de değişip hızlanmasının etkisiyle sık sık tuvalete gitme ihtiyacı hissedebilirsiniz.</p>
<p><strong>6-8. Hafta<br />
Bebeğiniz </strong><br />
Gözleri ve kulakları form almaya başlayan bebeğinizin sonradan ayak ve kollara dönüşecek uzuv tomurcukları da oluşmaya başladı. Yüzü de şekillenip kemikleri güçlenir. Tabii bu arada bebeğiniz hareket de ediyor ama bir fasulye tanesi kadar olduğu için ne yazık ki siz bunu hissedemiyorsunuz!</p>
<p><strong>Bedeniniz </strong><br />
Sabah bulantıları ya da akşam ve gece de olabilir sizi vurmaya başladı. Kendinizi yorgun hissediyor ve her fırsatta dinlenmek istiyorsunuz. Metabolizmanız da hızlandığı için bedeniniz daha sıcak olacaktır. Çünkü damarlarınız genişler ve daha fazla kan dolar. Rahminiz 8. haftada bebeğinizin gelişimine bağlı olarak büyür ve bir portakal büyüklüğüne erişir. Bu durum, arada hissedeceğiniz karın kramplarına neden olabilir.</p>
<p><strong>9-10. Hafta<br />
Bebeğiniz </strong><br />
Göz kapakları ve tırnakları gelişen bebeğiniz artık bir üzüm kadar. Bebeğinizin cinsiyeti döllenme başladığı andan itibaren belli ama artık cinsel organı da oluşmaya başlıyor. Ayrıca küçük bir kurbağanın kuyruğuna benzeyen miniğiniz artık gelişerek insan görünümü almaya başladı.</p>
<p><strong>Bedeniniz </strong><br />
Sizin de fark edeceğiniz gibi göğüsleriniz çok büyüdü. Çünkü artan melanin hormonuyla birlikte süt bezleri faaliyete geçti ve göğüsleriniz süt dolmaya, göğüs ucundaki kahverengi bölge koyulaşmaya başladı. Bu dönemde kendinizi sürekli aç ve farklı yiyecekler aşerirken bulabilirsiniz.</p>
<p><strong>11-12 Hafta<br />
Bebeğiniz </strong><br />
İskelet sistemi gelişti ve kemikleri güçlenerek tüm vücut bölümleri şekle girdi. El ve ayak parmakları ayrık ve kıvrık. Bebeğinizin böbrekleri de faaliyete geçti ve yuttuğu amniyo sıvısını dışarı atmaya başladı.</p>
<p><strong>Bedeniniz </strong><br />
Umarız mide bulantınız azalmıştır ve kendinizi daha enerjik hissediyorsunuzdur. Ama hala damarlarınızda daha fazla kan dolaştığı için normalden daha sıcak olabilirisiniz. Rahminiz kendine daha çok yer açmak için pelvisinize baskı yapıyor. Değişen hormonlar ve rahmin baskısı nedeniyle biraz ağrı hissedebilirsiniz. Bu da kendinizi masajla şımartmak için harika bir mazeret olabilir!</p>
<p><strong>Kaynak:</strong> motherandbaby.com.tr</p>
<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_" addthis:url='http://www.hamileblog.com/icinizdeki-bebeginiz/' addthis:title='İçinizdeki Bebeğiniz ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hamileblog.com/icinizdeki-bebeginiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Emzirirken Yeniden Hamile Kalmayın</title>
		<link>http://www.hamileblog.com/emzirirken-yeniden-hamile-kalmayin/</link>
		<comments>http://www.hamileblog.com/emzirirken-yeniden-hamile-kalmayin/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 21 Sep 2010 19:04:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamilelik sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[bebek emzirme]]></category>
		<category><![CDATA[Doğum Kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[emzirme]]></category>
		<category><![CDATA[Hamilelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hamileblog.com/?p=470</guid>
		<description><![CDATA[<div class="addthis_toolbox addthis_default_style " addthis:url='http://www.hamileblog.com/emzirirken-yeniden-hamile-kalmayin/' addthis:title='Emzirirken Yeniden Hamile Kalmayın '  ><a class="addthis_button_facebook_like" fb:like:layout="button_count"></a><a class="addthis_button_tweet"></a><a class="addthis_counter addthis_pill_style"></a></div>“Süt korur” inancıyla bazı lohusaların hiç beklemediği bir anda yeniden hamile kaldığına dikkat çeken Prof. Dr. Sezai Şahmay, “Doğum sonrası kadın, eğer bebeğini hiç emzirmezse doğumdan 4-6 hafta sonra adetleri başlar, eğer emziriyorsa bu süre 7 haftayla 4 ay arasında değişir. Emziren bir annede yumurtlama ve gebe kalma riski 7’nci haftadan itibaren başlayabilir; hatta bu [...]<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_" addthis:url='http://www.hamileblog.com/emzirirken-yeniden-hamile-kalmayin/' addthis:title='Emzirirken Yeniden Hamile Kalmayın ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="addthis_toolbox addthis_default_style " addthis:url='http://www.hamileblog.com/emzirirken-yeniden-hamile-kalmayin/' addthis:title='Emzirirken Yeniden Hamile Kalmayın '  ><a class="addthis_button_facebook_like" fb:like:layout="button_count"></a><a class="addthis_button_tweet"></a><a class="addthis_counter addthis_pill_style"></a></div><div id="attachment_471" class="wp-caption aligncenter" style="width: 312px"><a rel="attachment wp-att-471" href="http://www.hamileblog.com/emzirirken-yeniden-hamile-kalmayin/emzirme1/"><img class="size-full wp-image-471" title="Emzirme" src="http://www.hamileblog.com/wp-content/uploads/2010/09/emzirme1.jpg" alt="" width="302" height="302" /></a><p class="wp-caption-text">Emzirme</p></div>
<p>“Süt korur” inancıyla bazı lohusaların hiç beklemediği bir anda yeniden hamile kaldığına dikkat çeken Prof. Dr. Sezai Şahmay, “Doğum sonrası kadın, eğer bebeğini hiç emzirmezse doğumdan 4-6 hafta sonra adetleri başlar, eğer emziriyorsa bu süre 7 haftayla 4 ay arasında değişir. Emziren bir annede yumurtlama ve gebe kalma riski 7’nci haftadan itibaren başlayabilir; hatta bu dönemde loğusa henüz adet görmeye başlamadığından gebe kaldığının farkında bile olmayabilir. Bu nedenle korunma yöntemi, özellikle emzirmeyenlerde cinsel ilişki ile birlikte başlamalıdır” dedi.<br />
<span id="more-470"></span></p>
<p>Tıbbi olanaklardan destek alarak, loğusaların sağlıklı ve güvenli bir şekilde korunabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Sezai Şahmay &#8221; Lohusalık döneminde ideal korunma yöntemi, hem lohusayı yeni bir gebelikten koruyan, hem de sütten geçerek bebeği etkilemeyen bir yöntem olmalıdır. Östrojen içeren doğum kontrol hapları, emziren anneler için uygun değildir. Çünkü bu hormon, süt yoluyla bebeğe geçerek istenmeyen yan etkilere yol açabilir. Bu dönemde eğer kadın herhangi bir yöntem uygulamak istemiyorsa eşinin prezervatif kullanması bir seçenek olabilir. Cilt altına uygulanan implantlarsa çıkarılması sırasında bir cerrahi girişim gerektirdiğinden çok tercih edilmemektedir. Son on yılda tüm Batılı ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de bu işlev için ‘rahim içi sistem’ adı verilen ve halk arasında “hormonlu spiral” olarak bilinen rahim içi araçlar kullanılmaktadır” dedi.</p>
<p>Doğumdan sonraki 4-6 hafta arasında takılması uygun görülen rahim içi sistemin (hormonlu spiral) vücudun hormonal dengesini etkilemeden rahim zarını incelterek kanamayı azalttığına değinen Prof. Dr. Sezai Şahmay, “Rahim içi sistem, içerdiği progestin hormonunu günlük çok küçük dozlarda ve beş yıl süreyle rahim iç zarına direkt olarak verdiği için, bu zarda incelme yaparak adet kanamalarını azaltır. Bu durum özellikle doğum esnasında kan kaybederek güçsüz düşen lohusalar için yararlı bir durumdur. Çünkü her ay 5-6 gün süreyle adet kanaması olması zaten kansız kalmış olan lohusanın iyileşmesinin gecikmesine neden olan faktörler arasındadır. Bu nedenle rahim içi sistem, adet kanamasıyla atılan kan miktarını azaltarak iyileşme sürecini hızlandırır ” dedi.</p>
<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_" addthis:url='http://www.hamileblog.com/emzirirken-yeniden-hamile-kalmayin/' addthis:title='Emzirirken Yeniden Hamile Kalmayın ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hamileblog.com/emzirirken-yeniden-hamile-kalmayin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

